Not: Bu yazı 2  Nisan 2015 tarihinde Serdar Öner tarafından gönderilen e-posta bülteninin kopyasıdır.

Evet bu başlık sanki bir Harry Potter kitabının ismi gibi oldu, ama inanın bunu amaçlamamıştım :-).

Bugün sizinle Google aramalarındaki kullanıcı davranışıyla ilgili bazı bilgiler paylaşmak istiyorum, ilginç olduğundan emin olabilirsiniz, o yüzden okumaya devam edin.

Herkes, her zaman en üstte olmak ister.

Müşteri görüşmelerinde en sık duyduğum sözlerden biri “Google’da en üstte çıkmak istiyoruz.” olmakta. Bununla ifade edilmek istenen aslında şu: “Bizi arayanlar Google’a baktığında görülebilir olmak istiyoruz, çünkü insanlar bir şey aradıklarında önce Google’a bakıyorlar”.

Aslında bunda şaşıracak çok fazla bir şey yok, hepimiz neredeyse her gün aklımıza gelen birçok konuda önce bir Google’a soruyoruz. İşin ilginç yanıysa, yine neredeyse hepimiz aramamız sonucunda karşımıza çıkan sadece ilk birkaç seçeneği inceleyerek, sadece birkaçını ziyaret ediyoruz. Durum böyle olunca da, içgüdüsel olarak, orada, yukarılarda bir yerlerde olmanın bize faydası olacağına inanıyoruz.

Peki acaba bu söylem gerçekten doğru mu? Çoğunluk gerçekten böyle mi davranıyor? Haydi biraz araştırmaların sonuçlarına bakalım.

Altın Üçgen ve Anlamı

2011 yılında göz izleme teknolojileri geliştiren Eyetools şirketiyle, pazarlama şirketleri Enquiro ve Did-it’in gerçekleştirdikleri ortak araştırma ilginç sonuçları göz önüne sermişti. Araştırma, kullanıcıların Google arama sayfasında, gözleriyle öncelikle nerelere odaklandıklarını ortaya koyma amacındaydı. Araştırma sonucundaysa, aşağıdaki gibi bir “heat map” ortaya çıkmıştı:

golden-triangle

Bu haritayı incelediğimizde, insanların en çok baktıkları noktanın, arama sayfasının sol üst bölümü olduğu görülmekte. Odak noktalarının dağılımıysa, dik kenarı sol üst köşeye yerleştirilmiş bir dik üçgeni anımsatmakta. Dolayısıyla, araştırmacıların bu alana verdikleri isim de “altın üçgen” olmuş.

Detaylı bilgi için Eyetools araştırma sonuçları sayfasının arşivine bu adresten ulaşabilirsiniz: https://web.archive.org/web/20110407164810/http://eyetools.com/research_google_eyetracking_heatmap.html

Değişen üçgen.

Daha yakın zamanda, 2014 yılında yapılan bir araştırma ise, üçgenin yapısının zaman içinde değiştiğini düşündürüyor. Mediative araştırma sonuçlarına göre ( http://pages.mediative.com/SERP-Research) yeni harita aşağıdaki gibi:

golden-triangle-change

Mediative’in elde ettiği sonuçlar, aşağıdaki yorumları yapmamıza olanak tanıyor:

  • Altın üçgenden artık bahsetmek mümkün değil, kullanıcı ilgisi, reklam alanlarıyla, organik sonuçlar arasında neredeyse eşit şekilde dağılmış durumda.
  • Kullanıcıların arama sayfası yapısıyla ilgili daha bilinçli bir yaklaşımda olduklarının söyleyebiliriz. Kullanıcılar artık reklamlar, organik sonuçlar ve haritalar gibi farklı alanları ayrı ayrı inceleyerek karar vermeye çalışıyorlar.
  • Sayfanın en altında kalan reklam alanları da, ilginç şekilde ilginin yoğunlaştığı alanlar arasında yer almakta.

Kullanıcının gözüne girmek.

Yıllar içinde “altın üçgen”in yapısı değişse de, kullanıcıların ilgilerini yoğunlaştırdıkları alanların organik ve ücretli alanlar arasında dağıldığı bir gerçek. Kullanıcıların büyük bir çoğunluğu hala öncelikle reklam alanlarına (veya ilk 3 sonuca) odaklanmakta, sonra da organik veya haritalar/işyerleri gibi bölümlere göz gezdirmekte. Dolayısıyla, kullanıcının gözüne girebilmek için, kurumunuza ait bağlantıların bu alanlar içinde yer alması gerekmekte. Bu alanlara girebilmek içinse aşağıdaki gibi farklı yaklaşımlar uygulanması gerekmekte:

  • Reklam alanlarına girmek için, ücretli reklam vermeniz,
  • Organik sonuçlarda yer almak için arama motoru optimizasyonu ilkelerini uygulamanız,
  • Google Haritalar veya İşyerleri gibi sonuçlarda yer almak için ilgili araçlardaki hesap işlemlerini gerçekleştirmeniz gerekmekte.

Sonuç olarak Google ana sayfası, pazarlamacılar için artık bir savaş alanına dönmüş durumda. Bu alanın sunduğu pazarlama fırsatlarını değerlendirebilmek için, kurumsal hedeflerin ve beklentilerin belirlenmiş olması ve bu hedeflere yönelik stratejilerin de gerçekçi planlara dönüştürülmüş olması şart. Aksi durumda, işiniz şansa kalmış demektir.

Gelecek yazımda da, bu konudaki stratejilerin biraz daha detayına girerek, Google arama sayfasını kurumsal hedeflerinize göre nasıl  kullanabileceğinizden bahsetmek istiyorum.

Görüşmek üzere.

Saygı ve sevgiler.

Serdar Öner.